borç

-cu is.
1. 债务: \borç ikrarı 借据 \borç ıskontosu 债务折扣, 债券发行折扣 \borç limiti 债务限额 Borcunun bin dolara yükseldi. 你欠的钱已经增加到了1千美元。
2. 应付的钱: Size borcum ne kadar? 我该付您多少钱?
3. 转́ 义务, 责任: Çocukları yetiştirmek ana ve babanın borcudur. 抚养孩子是父母的义务。
◇ \borç almak 借入, 借贷, 借钱, 贷款: Ev almak için bankadan borç aldı. 他从银行贷款买房。On beş bin dolar borç aldım. 我借了1.5万美元。\borç altına girmek 负债, 借钱, 欠帐: İnsan ödemeyeceği bir borç altına girmemeli. 人不能背负他偿还不起的债务。\borç bilmek 视为己任, 有义务做某事, 有责任做某事, 应该做某事: Yurdumuzu korumayı hepimiz borç biliriz. 保卫家园是我们大家的义务。\borç bini aşmak 债台高筑, 负债累累: Borç bini aştı, ödemek imkânsızdır. 他债台高筑, 无力归还。\borç boğazı aşmak 债台高筑, 负债累累: Koca işinden çıktıktan sonra, borç boğazı aştı. 丈夫失去工作后, 负债累累。\borç etmek 借债, 举债 \borç gırtlağına çıkmak 债台高筑, 负债累累 \borç harç 东拼西揍地, 通过借债的方式: Borç harç bir ev yaptık. 我们东拼西揍地盖了房子。Borç harç bir otomobil alabildik. 我们东拼西凑才买了一辆车。\borç içinde yaşamak 欠债, 负债, 借钱, 欠帐: Baba daima boğazına kadar borç içinde yaşar. 爸爸经常是一屁股债。\borç ödemek 还债, 还贷, 还钱 \borç paçasından akmak 债台高筑, 一屁股债, 负债累累 \borç saymak 视为己任, 有义务做某事, 有责任做某事, 应该做某事 -e \borç vermek 借出: Başkasıyla kötü kişi olmak istemezsen ne kimseye borç ver, ne de kimseden borç para al. 你要不想与人交恶, 一不要把钱借给别人, 二不要向别人借钱。İsabet, ona borç vermemişsiniz. 太好了, 您没借给他。Yeminliyim, kimseye borç vermem. 我发誓不借给任何人钱。\borç yapmak 借债, 举债: Kimseye borç yapmıyor. 他不向任何人借债。\borç yemek 以借债度日: Hiç geliri yok. Ondan bundan borç yiyor. 他没有收入, 靠借债度日。\borça almak 赊购 \borça batmak 债台高筑, 负债累累: Elinin açıklığı yüzünden gırtlağa kadar borca battı. 他花钱无节制, 负债累累。Hesabını bilmediği için boğazına kadar borca battı. 他花钱不会计算, 欠了一屁股的债。\borça girmek 举债, 借债, 借钱: Arabayı almıştı ama çok fazla borca girmişti. 他买了车, 可是也欠了很多债。Adam boğazına kadar borca girdiği hâlde hâlâ borç para arayıp duruyor. 这个人负债累累, 可仍不停地借钱。\borçtan kurtulmak 还清债务: O karısının kadınlığı sayesinde borçtan kurtuldu. 他靠了妻子的贤惠还清了债务。\borçu asmak 欠债不还 -e \borçu olmak 欠债: Bakkala yüz dolar borcum var. 我欠杂货铺老板100美元。Bu çocuğun kasaba et (或 yağ) borcu mu var? (或 yok ya.) 成́ 这孩子太胖了。(-in, -i) \borçuna tutmak 借给, 记帐: On bin doları borcunuza tuttum. 我又借给了您1万美元。Paranın kalanını borcuma tutun. 剩下的钱您记到我的帐上吧!\borçunu bilmek 按时还债: O titiz biridir, borcunu bilir, tam zamanında öder. 他是一个认真的人, 懂得有借有还, 还钱总是很按时。\borçunu kapatmak 还清债务: Kısa sürede borcunu kapattı. 他很快就还清了债务。-in \borçunu ödemek 1) 还债: Borcunu tamamı tamamına ödedi. 他把债一分不差地还清了。Borcunu kuruşu kuruşuna ödedi. 他已分文不少地还清了债务。 2) 报答: Bize yaptığı iyilikten dolayı ev sahibimize saygıda kusur etmeyin, bir gün ben de onun iyiliklerine karşılık elbet borçlarımı öderim. 房东对我们恩重如山, 你们不可怠慢, 总有一天, 我一定也要报答他。\borçunu temizlemek 清帐, 还帐: Sonunda şu çingene borçlarını temizledim, şimdi düşüncem kalmadı. 最后我把这些小帐也还清了, 现在我什么挂念的也没有了。-e \borçunu vermek 还债: Borcunu vermediği hâlde yüzlü yüzlü para istiyor. 他欠的钱还没有还, 又恬着脸借钱。
◆ Borç benim kasavet senin mi? (你这是)皇上不急太监急。Borç ödemekle (或 vermekle) , yol yürümekle tükenir. 一次无法偿还的债务可以逐渐还清。Borç ödenir, kira ödenmez. 欠钱能还完, 房租交不完; 即使借钱也应该有自己的房子。Borç yiğidin kamçısıdır. 贫困使人奋进; 穷人的孩子早当家; 穷则思变。Borç yiyen kesesinden yer. 借债还得自己还; 欠帐还钱, 天经地义。
II
俄́ is. 俄式菜汤

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • borč — bȍrč m <N mn evi> DEFINICIJA reg. dug, dugovanje ETIMOLOGIJA tur. borç …   Hrvatski jezični portal

  • borç — 1. is., Rus. Borş 2. is., cu 1) Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey Vaktim yok, bana para bul, şu borcu ödeyeyim, söz verdim. P. Safa 2) mec. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe Vatan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • borc — is. 1. Qaytarılmaq şərti ilə birindən alınan, ya birinə verilən pul və sairə; alacaq, verəcək. Borc pul verənin dili uzun olar. (Ata. sözü). <Molla Qasım:> Toyuq, ördək, qax, qoz ki vardır. . . Bunlardan gətirin, borclarınıza hesab edək. .… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • borc-xərc — is. bax borc 1 ci mənada. Aslan borc xərc pul düzəldib <Fərhadı> Kiyevə instituta göndərdi. C. C.. Öz borc xərcini verəndən sonra <Qulamın> cibində dörd yüz manat dəxi qalmışdı. S. R.. Borc xərc eləmək – başqasından borc almaq …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • BORÇ — Geri verilmek niyetiyle ihtiyaç sahiplerine verilen para. Müslümanlıkta faizle borç vermek haramdır, günahtır. Borcunu ödiyemiyecek durumda onların borçlarını bağışlamak veya sonraya bırakmak sevaptır. Borcunu ödeyebilecek durumda olanlar da… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • borç altına girmek — borç para almak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • borç bini aşmak — borç, altından kalkılamayacak duruma gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır — borç zamanında ödenmezse borçluluk duygusu gevşer, hastalık uzun süreli olursa ölüme yol açar anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • borç vermekle, düşman vurmakla — yok edilir anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • borç yiğidin kamçısıdır — borç, kişiyi daha çok çalışmaya zorlar anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • borç yiğidin kamçısı — borç yiğit kişiyi çalışmaya teşvik eder …   Beypazari ağzindan sözcükler

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.